SON DAKİKA

Tek Kocaeli Gazetesi | Kocaeli Haber | Kocaeli Son Dakika | Kocaeli Gündem
Hürriyet’in Önerisi Kabul Edilirse Vatandaş Kazanacak
2 Yaşındaki Çocuk İçin Bile Para Almışlar!
Fehmi Demir
mm

Cumhuriyet Neyin Bayramıdır?

Cumhuriyet Neyin Bayramıdır?

Millet olarak iki tane dini bayramımız varken, Kurtuluş Savaşı sonrasında, milli duyguların ifade edilmesi, yeni kazanılan değerlerin halka benimsetilmesi ve elde edilen kazanımların nesilden nesile aktarılması için bir bilinç oluşturmak gayesiyle sembolleştirdiğimiz bazı günlerimiz oldu.

Türk tarihinde çeşitli milli bayramlarımız elbetteki olmuştur. Bunlardan en bilineni ise Nevruz’dur. Bahar’ın gelişini sevinçle karşılamak maksadıyla kutlanan bir milli Türk bayramıdır. Yakın tarihimizde de II. Meşrutiyet’in ilanının bayram olarak kutlandığını bilmiş olsak bile, asıl milli bayram olgusunun, 29 Ekim Cumhuriyet’in ilanı ile gerçek kimliğini kazandığını görmekteyiz. 19 Mayıs, 23 Nisan ve 30 Ağustos gibi her birinin anlam ve önemi diğerine göre kıyaslanamayacak olan günlerin arasında bir sıralama yapacak olsak, ilk sıraya yazmamız gereken bayram şüphesiz ki 29 Ekim olacaktır.

Zira Cumhuriyet, yeni kurulan devletin yönetim modelidir. Geçmişe karşı bir keskin kırılmanın adıdır. Bir karşı koyuş, bir ikamedir. Zordan kolaya geçişin adımıdır. Zaten bayram kavramını Kaşgarlı Mahmut “Sevinç ve eğlence günü” olarak açıklamıştır. Savaşların derin acılarının unutturulması ve etkilerinin çözümlenmesi için bu günün bayram olarak kutlanması son derece akılcı ve mantıklı bir yöntemdir.

O zaman; Cumhuriyet’i bayram olarak kutlama fikri, “Milli Bayram” kutlama arzusunun nedeni ve günlerin sembolleştirilmesinin altında yatan gayeyi detaylıca açıklamak icap eder…

Fransız devriminin doğurduğu milliyetçilik akımı önce batı dünyasını etkisi altına almış, sonra dalga dalga dünyanın diğer bölgelerine yayılmıştı. Bu ihtilalin en fazla vurduğu ülkenin Osmanlı İmparatorluğu olduğu ise su götürmez bir gerçektir. Zira bu ihtilal, hiçbir ülkeye Osmanlı kadar bela ve sorun açmamıştır. Osmanlı, ihtilalin doğurduğu sorunlarla baş etmek için Tanzimat Fermanı çıkarmış, Islahat Fermanı ve Kanuni Esasi düzenlemelerine gitmiş ama ayrılıkçı fikirleri gemleyememiştir. Neticede İmparatorluk dağılmış ve parçalanmıştır.

Koskoca İmparatorluk öyle hemen bir gecede parçalanmamıştır. Çekilen acılar, ızdıraplar, yokluklar, savaşlar… Verilen binlerce şehit, kaybedilen vatan toprakları, ağıtlar, kan ve gözyaşı… Yıllar boyu tüm bu acıları çeke çeke dağılan bir devletin geriye kalan fertleri, böylesi bir atmosferden sıyrılıp kendi milli mücadelesini vererek yeni bir devlet kurmayı başarmış, devletinin yönetimini coşkun bir şekilde Cumhuriyet koymuş ve bu gününü haklı olarak bayram ilan etmiştir.

Türk milleti gibi coşkun bir varlığın, adında ‘milli bayram’, ‘milli marş’ gibi “milli” olan kavramları sahiplenmesi sürpriz olarak karşılanmamalıdır.

Tabidir ki yeni kurulan devletin kendince önem atfettiği, toplum ferleri tarafından benimsenen, milletin gelenekleriyle, kadim karakteriyle uyuşmuş, halk ile devletin kaynaşmasının hedeflendiği özel günleri olması kaçınılmaz bir hal almıştır. İşte, milli karakterin güçlendirilmesinde başat rol oynaması hasebiyle 29 Ekim, Bayram olarak kutlanmaya başlanan günlerin başlıcası olmuştur.

Burada bir eleştiri ve uyarıyı yapmadan geçemeyeceğiz;

İlan edildiği 1923 yılından, resmi bayram olarak kutlanmaya başladığı 1925 yılına kadar ki geçen iki yıllık sürede bile halk tarafından büyük coşkunlukla kutlanan, büyük bir moral ve motivasyon kaynağı olan, milli bir ruh ve bilinç öğretisi konumundaki Cumhuriyet Bayramı; zaman geçtikçe sokaklarda yapılan bir kaç resmi geçite indirgenmiş, anlamsız resepsiyonlara hapsedilmiş, ‘dağ başını duman almış’ mantığındaki dumanlı kafalarda asıl manasını kaybetmiştir.

Cumhuriyet idaresi ilan edilirken birkaç zayıf muhalefetin dışında pek karşı çıkanın olmadığı, hemen herkesin ve herkesimin onayladığı böylesi toplumsal bir mutabakatı marjinalleştirmek için zaman süreç içerisinde elden ne geliniyorsa yapılmıştır.

1.Dünya Savaşı felaketini bizzat yaşayıp, Milli Mücadele sonrasında yeni bir devlet kurarak devletinin resmi yönetimini Cumhuriyet yani “halkın kendisine ait olan” olarak seçen milletimizin ne kadar doğru bir karar aldığı zaman geçtikçe daha iyi anlaşılmaktadır.

Zaman zaman halkın iradesi hiçe sayılsa da, zaman zaman devlet bürokrasisi halkı kontrol edilmesi gereken varlılar olarak görse de, hatta Cumhuriyet’in asıl sahiplerinin enselerinde boza pişirilsede, Cumhuriyet bu milletin irfanında yaşamayı sürdürüyor. Zorlukların kilidini açan sırlı bir anahtar olarak gönül duvarlarında asılı durmaya devam ediyor.

Yapmamız gereken şey; Cumhuriyetimizi, sokaklarda yapılan bir kaç resmi geçit yapaylığından, ruhsuz resepsiyonlardan, devlet erkanının robotik nutuklarından,  ‘dağ başını duman almış’ şeklindeki ideolojik sapmalardan kurtarıp varlığına neden ihtiyaç duyulduğunu milletimize, nesillerimize iyi anlatmamızdır.

“29 Ekim’i 1,5 gün tatil olarak tasavvur eden bir toplum ürettiğimizi ise ne zaman farkedeceğiz?”

Bu mutlu gün kutlu olsun…

Vesselam…

 

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
HABER İHBAR