'Osmanlıcılık' slogan değil, bir idealdir
Tek Kocaeli

Fehmi Demir

tekkocaeli@tekkocaeli.com

09 Haziran 2018 Cumartesi - 14:41

Yazarın Tüm Yazıları

'Osmanlıcılık' slogan değil, bir idealdir

Cumhurbaşanımızın, 'Bunlar hayatlarında hiç Osmanlı tokatı yememişler.' sözü ile tekrar gündeme oturan, zaman zaman 'Osmanlı torunu, Osmanlı kılıcı' gibi güç ve kudretin çağrıştırılması gerektiği anlarda kullanılan tarihsel argümanımızla ilgili birkaç söz etmezsek eğer, tarihe ve kavramların ciddiyetine karşı suç işlemiş oluruz.

Temsil ettiğimizi zannettiğimiz birçok kıymetli değerin, aslında kendi ellerimizle içlerini boşalttığımızı, onları sloganlaştırarak değersizleştirdiğimizi anlayanımız yoktur. Çünkü “Ainesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.” demiş atalarımız. Osmanlıcılık ta bu tufandan ziyadesiyle nasibini alan kavramlarımızın başında gelse gerektir.

Neden mi? Biraz açalım;

Böylesine ciddi, bir o kadar da yüce meseleyi derinlemesine tahlile tabi tutarken, kendimize şu can alıcı soruları sormadan bir durak öteye gidemeyeceğimiz gün gibi aşikardır...

Birinci mesele şudur; söylemiş olduğumuz söylemin gereklerine kendimiz ne kadar hazırız? Bunu eyleme dönüştürdüğümüzde, yaşam biçimimiz, inanç dünyamız, ruh halimiz ve dahi ekonomimiz buna ne kadar yeterlidir? En objektif ve akıllıca olanı, tüm bunları ve daha nice aşınmış değerlerimizi halisane bir iç muhasebeye tabi tutarak slogan değil, gereklilikleri olan bir zemine oturtmak değil midir?

İkincisi; biz lider olacaksak şayet; bizim Üç Hilal'li sancağımız altına gönüllü girecek ülke ve topluluk var mıdır? Öncüsü olmayı arzu ettiğimiz İslam dünyası buna evet diyecek midir?

 Ya da; Yavuz Sultan SELİM gibi, Kanuni Sultan SÜLEYMAN gibi kılıç zoruyla boyun eğdirecek güce, kudrete sahip miyiz?

 Soruları şu şekilde de sürdürebiliriz:

“Sözgelimi dünya Müslümanlarının yüzde kaçı, Acem'li bir Selman’ın, ya da Habeş'li siyahî bir kölenin kendisine lider olmasını kabul edebilecek şuurda ve bilinçtedir? Eğer biz, hissi duygularımızın ağırlığından, biraz da tarihimizin bize verdiği haklı övgü anlayışından ve Takdir-i İlahinin bu millete biçtiği kutsal rolün gereği olarak çıkıp; "Biz İslam dünyasının lideri olacağız." dediğimizde, söz ile olmasa bile bunu çağrıştıracak en ufak bir emare hissettirdiğimizde -Ki Türkiye son dönemde muarızlarını korktutan bir tablo çiziyor- başımıza geleceklere hazırlıklı olmak, pozisyonumuzu ona göre belirlemek gerekliliği ortaya çıkar.

  1. İslam dünyasında yalnızlaşma ve ötelenme riskiyle yüzleşiyoruz. Şu anda bize lider olarak tahammül edecek hiçbir İslam ülkesi ya da topluluğu yoktur. Sadece çok küçük ölçekte ezilen ve zulüm gören mazlumlar sempati duymaktadır. Şartlar düzeldiğinde onların da kaymaları olasıdır. Çünkü önemli olan ümmet şuurudur. O da yok denecek kadar azdır. İslam milletleri yüz elli yıldır sömürülmüş, köleleştirilmiş, beyinleri satın alınmış, emperyalistler tarafından gönülleri kiralanmıştır. Bu derdin devası belki yüzyıllar alacaktır ama sabırla tedaviye devam etmekten gayrı çare yoktur.
  2. Hemen tamamı otoriter rejimle yönetilen, zaten bir çoğu darmadağın olmuş coğrafyada bizim bu söylemimiz, bir anlamda pozisyonumuz, hasmani bir refleksle karşılık bulmaktadır.Yıllarca biriktirdiğimiz sempatiyi anında kaybetme tehlikesiyle yüzleşmekteyiz. Suudi Arabistan'ın çok kısa sürede, İran’ın ise iki de bir bizim karşımızda pozisyon değiştirmeleri buna en somut örnektir.
  3. Emperyal güçleri uyandırıp, sorunlarımız azmış gibi onların bizi tökezletmek için kurdukları tuzaklarla uğraşmak zorunda kalmaktayız. Her fırsatı değerlendirip ayağımıza balta vurarak yere düşürmeye uğraşmaları bu yüzdendir. Bazen 15 Temmuz gibi içimizden satın aldıkları kiralık katiller eliyle planladıkları kanlı darbe girişimleriyle, bazen döviz saldırıları gibi ekonomik çökertme planlarıyla saldırmaları hep ülkemizin lider olma korkusundan kaynaklanmaktadır. Bölgede lider olmamızı isteyen bir tane emperyalist ülke yoktur, zaten var demek eşyanın tabiatına aykırıdır.

Sonuç olarak;

Sesimizi çıkarmayalım, etliye sütlüye karışmayalım, bize ne mi? diyelim. Ebetteki hayır. Bu ne insani, ne de İslami bir davranıştır. Bizim şanlı tarihimize de ters bir tutumdur. Bize yakışan her şart ve durumda mazlumların, mağdurların yanında olmaktır. Ülkemizin, binlerce kilometre uzaktaki Arakan'lı müslümanlara el uzatması, Kudüs meselesinde dünyayı ayağa kaldırması ve daha niceleri gönlümüze dokunan davranışlardandır. Bu gün uzaklarda, Türkmen diyarı Doğu Türkistan'da zulüm gören kardeşlerimizin sesini duyan tek millet ve ülke biz isek eğer, bu hem bizim insani ve vicdani değerlerimizi koruduğumuzu, hem de tarihsel misyonumuzun gereğini yerine getirdiğimizi göstermektedir. Bir yandan böylesi insani dokunuşlara devam ederken, diğer yandan medeniyetimizi daha ileriye taşıyacak ideallerimizi besleyerek büyütmeye devam etmeliyiz.

Şu halde;

İşimiz bir hayli zordur. Yapmamız gereken “Siyahî bir kölenin başımıza lider olmasını kabul edecek bir topluluk çıkarana kadar, ya da izlediğimiz derin strateji gönüllerde Rahmani makes bulana kadar çalışmaktır. Slogan atmayı değil, bedel ödemeyi öğrenene kadar; mevki makamdeğil, ideal insan olma şuurunu kazanıncaya kadar gayret etmektir.

Hiç merak etmeyin, Dün Allah (cc)’ın ipine sımsıkı sarılanlar o şerefli payeyle müşerref oldular. Abbasoğulları, Selçukoğulları, Osmanoğulları hep bu şuurla hareket ettiler. Bu gün bizler izzet ve şeref bulmak istiyorsak, bunu sloganların ardına sığınmakla değil, şuurlu bir birey olmayı öğrenmekle ancak başarabiliriz.

Unutmayınız;

"Osmanlıcılık kuru bir slogan değil, gerekleri olan bir idealdir."

Bu duygu ve düşüncelerle, Mübarek Ramazan Bayramı'nızı içtenlikle kutluyor, tüm insanlığa huzur, barış ve mutluluk getirmesini temenni ediyorum.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

KÖŞE YAZARLARI

KOCAELİ NAMAZ VAKİTLERİ

İMSAK
GÜNEŞ
ÖĞLE
İKİNDİ
AKŞAM
YATSI
04:10
06:03
13:16
17:05
20:06
21:45

1. SAYFA

28,03,2018

TARİHTE BUGÜN

16 Ağustos 1977
ABD'li müzisyen Elvis Presley öldü.

SÜPER LİG PUAN DURUMU