Selimiye'de kaldı gönlüm
Tek Kocaeli

Fehmi Demir

tekkocaeli@tekkocaeli.com

13 Ağustos 2018 Pazartesi - 17:22

Yazarın Tüm Yazıları

Selimiye'de kaldı gönlüm

"Bu kitaplar fatihtir, Selimdir, Süleyman’dır,

Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinan’dır,

Haydi, artık uyuyan destanını uyandır." (Arif Nihat ASYA’dan)

 

Kapalı bir gökyüzü, yağıp yağmamakta kararsız bir hava. Bir rahmet beklentisi içersinde “Payitahtı âli Osman” Edirne’ye varırsınız...

 

Bu şehirde dili kelepçelemek, “susmak” lazım gelir. Ata mirası görkemli eserlerin gölgesinde, herbirinin maziden yükselen azametli sesisine alabildiğine açarsınız gönüllerinizi. Geçmişi Meriç’in nazlı şırıltılarında arar, Tunca'nın, yüreğinize ecdat sevgisi akıttığını hissedersiniz... Bir destanın ortasında bulursunuz kendinizi ve, tarihimizin altın çağını tefekkür etmeye başlarsınız...

 

Önce “Mimar koca Sinan”  konuşur asırlar öncesinden... 'Bir büyük şaheseri gönlümüze işleyerek, İslam’ın sanatını muhteşem bir yapı özelinde göstererek' konuşur. Göğe yükselen minareleri, inanılmaz genişlikte inşa ettiği kubbesi, Selimiye Camisiyle, kemer köprüleriyle konuşur. Zaman mekan susar o an, “Kışlar bahar olsun,  ait olduğunuz yeri bulun artık!” diye haykırır Koca Sinan.

 

Selimiye Camii'nin şadırvanı konuşur sonra... Bizim kendimizden dahi esirgediğimiz sevgi ve muhabbeti; atalarımızın bir güvercine bahşettiğini anlatarak konuşur. Şadırvanın billur sularında kendini bulmayan, kendine gelemeyen bizden midir? Sular 500 yıl öncesinden mesaj getirir zira. O ara “Mimar Sinaüddin” seslenir ötelerden. “Koca Sinan’ı ben yetiştirdim, O’nu anarken beni unutmayın.” diye serzenişte bulunduğunu duyarsınız...

 

İçten içe kara sevdaya tutulmuş gibi akar Tunca ve Meriç. Hergün sessiz ve derinden, inler gibi giderler menzile. Belli ki, maziden kalan kahramanlık destanlarından bir demet beste sunarlar hergün. Üzerlerinde, muhteşem kemerlerle bağlanan köprüler vasıtasıyla Sinan’ın sevdasını geleceğe taşırlar. Bir derdi vardır Meriç’in, Tunca’nın... Dertlerine ortak olmak isteyip gönül tasını tutanlara “Derdi olmayan bizi anlayamaz.” dediklerini hissedersiniz.

 

Beyazıd Han’ın Darüşşifa’sını dinlersiniz. İnsana verilen değer neymiş burada görürsünüz. Medeniyet kültürümüzün hangi insani boyutta seyrettiğini; bugün, insanlık onuru çarmıhta can çekişirken, atalarımızın insana verdiği değeri, tarihten kalan bu taş yapıların arasında bulursunuz. Zamanı geri sarıp, kendinizi o Darüşşifa'ya bırakmayı istersiniz ama ne çare...

 

Kırkpınar meydanında atılan naraları duyarsınız. Şükrü Paşa’nın hıdırlık tabyasından gelen top sesleri “Selim Han’ın ayağa kalktığını” haykırır. Ve Meriç’in, Tunca’nın sessizliğine verirsiniz derdinizi. Edirne size “susmayı” öğretir; kendinizi dinlersiniz bün boyu...

 

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

KÖŞE YAZARLARI

KOCAELİ NAMAZ VAKİTLERİ

İMSAK
GÜNEŞ
ÖĞLE
İKİNDİ
AKŞAM
YATSI
05:57
07:42
12:56
15:31
17:49
19:22

1. SAYFA

28,03,2018

TARİHTE BUGÜN

17 Kasım 1922
Son Osmanlı padişahı VI. Mehmet (Vahdettin) İstanbul'u terk etti.

SÜPER LİG PUAN DURUMU