Kırmızı ojeli kız ( Bir ‘Hayat Kadını’ Hikayesi)
Tek Kocaeli

Yasemin DİNÇOK

tekkocaeli@tekkocaeli.com

04 Nisan 2018 Çarşamba - 09:50

Yazarın Tüm Yazıları

Kırmızı ojeli kız ( Bir ‘Hayat Kadını’ Hikayesi)

Gözünü yeni açmıştı Jale. Aslında gerçek adı Jale değildi. Doğrusunu söylemek gerekirse o da unutmuştu ismini. Yıllar önce yitirmişti çocukluğunu,hayallerini, hayatını…
Henüz on beş yaşındayken yaşam gerçek yüzünü göstermişti ona. Kaçırılmıştı.
Pek de kaçırılmış denemezdi ama olsun…
İlk aşkıydı onu kaçırıp apayrı, kirli bir dünyaya sürükleyen. Tek istediği o adamla olmaktı.
Ve hala ona hala adam diyebildiği için utanmıştı.
Henüz on beşindeki bir kızı kandırıp kötü yola iten birine nasıl adam denebilirdi ki?
Bir Haziran gecesinde aşık olmuştu ona.
Oysa ki o gün yapacağı tek şey arkadaşlarıyla biraz eğlenmekti, planlarında aşık olmak yoktu. Arkadaşlarından biri yanında getirmişti Kerem’i ve gece uzundu…
Biraz bira içmişlerdi. Zaten Jale hemen kafayı bulmuştu.
Yıkılmış bir ailenin ilk aylarıydı. Yeni hayatında yeni arkadaşlar edinmişti. Babasını kaybetmenin zorluğuyla başa çıkabilmek içindi bunlar.
Annesi yeni bir adam bulup evlenmişti. Jale’yi umursamıyordu, o da babasının özlemini sigarayla, içkiyle ve arkadaşlarıyla bastırmaya çalışıyordu.
Kerem’le Jale derin bir sohbete dalmışlardı. Jale anlatıyor, Kerem dinliyordu.
Jale yutkundu, gözlerinden akan damlaları geciktirmek için uğraşıyor, gözleri yanıyordu.
Sustu. Pes etti.
Gözyaşlarını serbest bıraktı ve hıçkıra hıçkıra ağladı.
İstanbul’un göz kamaştırıcı ışıklarına baktı, gözyaşları her şeyi bulanık gösteriyordu. Bir banktaydılar, Kerem ona yaklaştı ve elini kambur duran sırtına götürdü.
Tüm bu kederin ağırlığı sırtına bir kambur yerleştirmişti. Kerem kendine doğru çekti Jale’yi, dudaklarına korkak, masum ve titrek bir öpücük kondurdu. Jale o an anlamıştı ona aşık olmak üzere olduğunu. İlişkileri o gece başlamıştı.
Henüz iki ay olmuştu ve artık öpüşmek Kerem’e yetmiyordu, hep daha ilerisini istiyordu. Jale ısrarlara dayanamadı.
O gün Keremlere gitti. Kerem reşitti ve tek yaşıyordu. Eve girdiğinde burnuna gelen koku esrar, sigara ve alkol karışımıydı. Ev küçük ve dağınıktı.
Birkaç bira içtiler, ilk esrarını da almıştı. 15 dakika sonra sızıp kalmış olmalıydı ki gerisini hatırlamıyordu.
Kerem içkisinin içine ilaç atmıştı. Aynı eski Türk filmlerindeki gibiydi her şey. Uyandığında Kerem’in evinde değildi, loş bir ışık vardı, her yer sigara dumanıydı.
Odanın içinde kaç kişi vardı, bu adamlar kimlerdi? Bilmiyordu.
Tek bildiği kasıklarında dayanılmaz bir acı olduğuydu.
Kaç kişinin tecavüzüne uğramıştı?
Ya da bu bir tecavüz müydü?
Kendi isteyerek gitmişti Kerem’in evine, gerçi orası Kerem’in evi miydi onu da bilmiyordu.
İlacın ya da esrarın etkisi olsa gerek, hiçbir şey umurunda değildi o an.
Kerem’in gitmesinin üstünden haftalar geçmişti ve Jale daha eve hiç gitmemişti. Annesi onu arıyor muydu? Muhtemelen aklına bile gelmemişti. Haftalardır kaç kişiyle para karşılığı yatmıştı? O da umurunda değildi. Bundan kaçış yoktu, artık bu heriflerin elindeydi ve ne derlerse yapmak zorunda kalıyordu.
Şimdi mi?
Şimdi bir otel odasında bunları düşünerek açıyordu gözünü. Çarşaflar buruşmuş ve kirli, yanındaki göbekli ve kıllı, saçları seyrelmiş adamı tanımıyordu.
Tek bildiği ona 500$ verdiği. Gece gördüğü rüyaların etkisinden adamın horlaması sayesinde çıkmıştı.
Ayı gibi horluyordu be.
Kendinden iğrendi jale…
Bunu yapmak zorunda mıydı?
Evet.
Her gün karısını aldatmak için bir hayat kadını tutan çirkin, kokmuş herifleri çekmek zorundaydı. Bıkmıştı, tükenmişti. Ayrıca satıcısı hala Kerem’di!..
Jale ise ona hala deli gibi aşıktı. Kalbindeki sancı bu heriflerle yatmaktan bile kötüydü.
Her gün onun gözlerine bakıyordu, kokusunu soluyordu ve sesini duyuyordu.
Bu bitmez tükenmez bir acıydı.
Gözünden iki damla yaş düştü. Ojesi çıkmış uzun ve manikürlü tırnaklı elinin tersiyle yüzünü sildi.
Lavaboya doğru sessiz adımlar attı, göbekli adamın uyanmasını istemedi, ağız kokusunu çekemezdi.
Banyoya gitti, aynaya baktığında makyajı akmış bir hayat kadınına bakıyordu.
Makyajını silmedi, yüzünü yıkamadı. Üstünü giydi, kapı kolunu çevirdi ve otel odasından çıkarak koridordan geçti.
İntihar etmek düşüncesi geçti aklından.
Artık bu düşünce bile onu ürkütmüyordu.
Kararlıydı intihar edecekti.
İskeleye doğru yürüdü. Eline bir koca bir taş aldı. Denize baktı ve iç geçirdi. Artık hiçbir şeyin önemi yoktu, sonsuzluk onu bekliyordu.
Taşı göğüslerine bastırarak sımsıkı tuttu, bir adım attı ve suya düştü. Nefesini tutmamıştı bile çünkü ihtiyacı yoktu. Denizin derinliklerine bıraktı kendini. Ve suyun altında nefes almak istediğinde artık sadece bir cesetti.
Evet yukarıda okudunuz yazı bir hayat kadının hikayesi…
O böyle olmasını istemiş miydi?
Tabiyki hayır..
Onu bu duruma getiren kim?
Sevip inandığı aşık olduğu, adam bile denilemez bir insan müsvettesi!.
Peki sonuç..
Ölüm…
Herkesin başına her şey gelebilir…
Herkes bu gibi durumları yaşayabilir…
O yüzden annelere babalara her zamankinden çok görev düşüyor.Ayrılmış olsanızda
Çocuklarınızla ilgilenmeyi ihmal etmeyin.
Bakamayacak, ilgilenemeyecek durumdaysanız bile doğurmayın!..
Bakın siz ilgilenmeyip, sahip çıkmayınca erkek adam deyip yüzlerine bakılan adamlar gencecik kızları bataklığa sürüklüyor ve sonrada sonu ölüm oluyor.
Ne olur kız erkek demeden, evlatlarınıza sahip çıkın…
Kollarınız altına alın sarın sarmalayın,şımartın..
Şımartın bırakın şımarsın…
Bataklığa sürüklenmesinden iyidir şımarık olup hayata gülümsemesi…
En azından şımarıklığı size yapar, para karşılığı bedenini sattığı insan müsvettelerine değil!...

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazarın Tüm Yazıları

KÖŞE YAZARLARI

KOCAELİ NAMAZ VAKİTLERİ

İMSAK
GÜNEŞ
ÖĞLE
İKİNDİ
AKŞAM
YATSI
04:19
06:08
13:11
16:56
19:52
21:29

1. SAYFA

28,03,2018

TARİHTE BUGÜN

19 Nisan 1987
The Simpsons televizyonda gösterime girdi.

SÜPER LİG PUAN DURUMU