DOLAR44,0009% 0.09
EURO51,1904% -0.08
STERLIN58,9387% 0.09
FRANG56,3175% -0.19
ALTIN7.186,07% -0,99
BITCOIN71.079,14-3.228
reklam

Mehmet Şimşek’ten çok önemli açıklama

Yayınlanma Tarihi : Google News
Mehmet Şimşek’ten çok önemli açıklama

İşte Mehmet Şimşek’in açıklamalarından satır başları…

BAŞBAKAN İLE TÜSİAD GÖRÜŞMESİ…

Güzel bir istişare toplantısı oldu. Sayın Başbakanımız da uzun bir konuşma yapmadılar, daha çok dinlediler. Soruları cevaplandırdılar. Tabi genel olarak Türkiye’nin var olan bir takım sorunlarını orta vadeli bir perspektifle çözümüne ilişkin sorular geldi. Bizim bu dövizle borçlanmaya sınırlayıcı tedbir çerçevemiz var. KOBİ’ler için devreye girdik, büyükler için devreye gireceğiz. Genel çerçeve bu.

Tabi ki ülkemizin bir takım ortada başarıları var. Reel ekonomi kısmında hakikaten büyük bir başarı var. Aksayan taraflar var. Gündemde bir çok konu var. İş aleminin ufak tefek sorunları oluyor, onları bir kenara bıraktığımız zaman makro çerçeveye ilişkiliydi. Dengeli bir yaklaşım gördüm.

BÜYÜME RAKAMLARINI NASIL GÖRÜYORSUNUZ?

Tabi yılın ilk çeyreğine ilişkin yorum yapabiliriz ama bir de orta uzun vade perspektif çizebiliriz. Büyüme ağırlıklı olarak tüketimden kaynaklanıyor doğru. Yatırımlar canlanmış, bu en önemli kısmı. Büyümenin en önemli özelliği, büyümenin kalitesinde yatar. Büyüme kapsayıcı bir büyüme ise bu büyüme sağlıklı bir büyümedir.

Büyük resme de bakmak lazım. Cumhuriyet tarihimizde 2002’de ortalama yüzde 4,7 büyüdük. 1924-2002 arası. Makbul bir rakam. 2003 – 2017 arası ortalama 5,7 büyüdük. Bu her yıl için bir puan fazla demek. Aslında birikimli olarak 2,6 kata denk geliyor. Türkiye ortalama 4,7 yerine, 5,7 büyüseydi Türkiye dünyanın 7’inci ekonomisi olacaktı. Onun için son 15 yıllık performans, güçlü bir performans.

İkinci husus, bunu dünya ile karşılaştırdığınız zaman nasıl diye sorabilirsiniz. Dünya ekonomisinde 2002’yi esas alalım. Dünya ekonomisi eşittir 100 olsun. Dünya ekonomisi 177’ye çıkmış, Türk ekonomisi 231’e çıkmış. Bizi geçen Çin, Hindistan var. Dolayısıyla nereden bakarsanız bakın güçlü bir büyüme var.

Her şeyden önce büyümenin istihdam yaratıp yaratmadığı çok önemli bir husustur. Son bir yıl içinde Türkiye’de 1,2 milyon vatandaşımıza iş bulmuşuz. AB’nin tamamı 512 milyon nüfusa sahip, son bir yılda AB’de 2 milyon kişiye iş bulundu. Son 10 yıla bakalım, 8,8 milyon vatandaşımıza iş bulmuşuz. AB’de 5,7 milyon civarında istihdam oluşturmuş. Türkiye’nin performansı ortada.

Türkiye inşaatla mı büyüdü? Türkiye paraları betona mı gömdü? 2002 sonundan itibaren AK Parti iktidara geldi. 2003-2017 döneminde inşaat sektöründe GSYH’deki payına baktığımız zaman OECD ortalamasıyla karşılaştıralım. Katma değer içerisinde inşaat sektöründeki payı AK Parti dönemlerinde yüzde 6,9. Yüzde 7 civarında inşaat sektörünün payı var. Burada OECD ortalaması yüzde 5,8. Bunun üzerindeyiz, AB ortalamasının da üzerindeyiz.

Ama tekrar resme bakalım. 2002 sonrasında inşaatın milli gelir içerisindeki payı yüzde 7’nin altında. Yüzde 93’ü inşaat dışındaki alanlar. Burada üretim açısından baktığınız zaman sanayi büyümüş, tarım büyümüş, madencilik, bütün sektörler büyümüş.  AB oldukça oturmuş, kuralları, şehirleşme anlamında altyapısı bizim gibi değil. Türkiye’ye baktığınız zaman kentsel dönüşüm ihtiyacı hat safhada. Ben Gaziantep milletvekiliyim. Gaziantep’in çok büyük bir kısmı gecekondu. Avrupa altyapı ihtiyacını çok uzun süre önce gidermiş. Bugün New York’a gidersiniz, köprüler bundan 100-150 yıl önce yapılmış.

100 liralık geliriniz var. Bunun diyelim ki 76 lirasını yediniz. Geriye 24 liranız kalıyor. Kapalı bir ekonominiz olsanız en fazla 24 liralık yatırım yapabilirsiniz. Ama açık ekonomi olduğunuz için belki 30 liralık yatırıma girişmişsiniz, 5-6 lira kaynak bulmanız lazım. Buna cari açık diyoruz. Şu anda kamunun tasarruf fazlası var.

Tüketim arttı, bu tüketim kısmen cari açığa yansıyor. Ama bir parantez daha açayım. Genelde vatandaş, büyüme gerçek mi, büyüme bize yansıdı mı, biz görmedik dedikleri zaman şunu kast ediyorlar. Birincisi şu, çok basit bir şekilde 2002 ile karşılaştırmalar yapacağız. Çiftçimiz büyüdü mü büyümedi mi? Satılan traktör sayısı 7 bin satılmış. Geçen sene 73 bin traktör almışlar. Turist sayısı, yurt dışına tatile gitmek bir gelir seviyesini yansıtır. 2002’de sayı yaklaşık 3 milyon. Şimdi 8-9 milyon. Beyaz eşya alacaksınız, 2002’de 2,5 milyon, şimdi 8,5 milyon satılıyor. 2002’den bu yana her konuda neredeyse 8-10 kat hızlı büyümüşüz.

Esas olan sürdürülebilir büyümedir. Türkiye’de yüzde 7’lik büyümeyi sürdürülebilir büyüme olabilmesi için bizim çok daha köklü, sektörel dönüşümü sağlamamız lazım. O anlamda biz de zaten önümüzdeki dönemde, uzun süredir söylüyorum. Büyümenin ikinci yarıdan itibaren yeniden dengeleneceğini, iç talebin yumuşayacağını… Para politikasında sıkılaşma var, zaten bu dengesizlikleri gidermek istiyoruz. Cari açık bir dengesizliktir, enflasyon fiyat istikrarının bozulması demektir. Cari açığı makul düzeye düşürmek için şu anda zaten tedbir alıyoruz. Tedbirler; para politikasında normalleşme sağlandı, sadeleşmeyi sağladı. Bu önemli, bir süredir ciddi tartışmalar vardı. Bu ister istemez piyasaya oynaklık olarak gerek döviz kurunda gerekse diğer alanlarda yansıyordu. Bu finansal koşulların sıkılaşması, yılın ikinci yarısında iç talebi törpüleyecek. Bu bize yardımcı olacak.

Bizim son birkaç yıldır açık söyleyeyim, Türkiye’nin başına gelmedik iç ve dış felaket kalmadı. Ortadoğu’daki kaosun yansımaları var, terör örgütlerinin Türkiye’yi hedefe koyması var, FETÖ hain darbesi var, ondan önce bir çok başka gelişme var. Şimdi bunlar ister istemez Türkiye’nin algısına olumsuz yansıdı. Bu da Türkiye’ye fon akışını olumsuz etkiledi. Bunun sonucunda lirada bir değer kaybı var. Bu bize, ham madde ithalatı üzerinden enflasyon olarak geliyor. Petrol, doğalgaz gibi veya ara bir takım mamüller hurda, demir. En son açıklanan enflasyon yüzde 12,2. Bu enflasyonun 4 puanı liradaki değer kaybından ve petrol fiyatlarındaki artıştan kaynaklanıyor. Bunlar önemli şoklardır.

YORUM YAP