SON DAKİKA

Tek Kocaeli Gazetesi | Kocaeli Haber | Kocaeli Son Dakika | Kocaeli Gündem
FLAŞ Seçim Açıklaması
İşte Son Korona Virüs Verileri
Fehmi Demir
mm

Korona Virüsünün Toplumsal Psikolojimize Etkisi

Korona Virüsünün Toplumsal Psikolojimize Etkisi

Nedense bu tarz virüsler gelişmiş ülkelerde ortaya çıkıyor. ‘Virüs’ denilince akla ilk geri kalmış coğrafyalar gelmez mi? Neden Çin, Rusya ya da ABD? Bu vakaların hep bu ülkeler üzerinden gelmesi sizde birşeyler çağrıştırmıyor mu?

Suriye’nin İDLİB kentinde bir insanlık faciası yaşanıyor. İki milyon insan bir parça ekmeğe muhtaç. Bu insanların gündemi ne virüs, ne korona, ne de başka bir şey; bir parça ekmek ve canlarını kurtaracak küçük bir sığınak bulabilmek…

Yüz binlerce göçmen Yunanistan’a girdi. Hangisi virüs götürdü? Onlardan kaynaklı tespit edilmiş bir vaka var mı? Neden uçaktan inen beyaz adamlarda görülüyor bu?

Parası çok olanlar kendilerine iş arıyorlar, daha fazla kazanmak, daha fazla harcamak için geniş alanlara, müsait kobaylara ihtiyaçları var. Dünya küçük bir köy artık; Çin’de at oynatan biri, nalının tozunu ABD’deki birinin gözüne çok rahat bulaştırabiliyor.

Kolonya arıyor adam; yeni farkına varmış, günaydın. Market raflarını boşaltanlar bulmuşlar çözümü. Stokladıklarının bir hafta yeteceğini, sonrasında neyi tüketeceğini hesap edemeyen bilinçsiz kalabalıklar, vahşi küresel sermaye için tam da aranan cinsten…

Ahlaksız Kapitalizm size kendi kolunuzu yedirir de farkına varamazsınız. “Oh ne tatlı, ne tuzlu, ne faydalı.” derken bir de bakarsınız ki kol gitmiş. Ama Kapitalizm’in canı sağ olsun, tek kolsuz da yaşanır. Zihinlerimiz ikinci bir algıya diğer kolunu feda etmeye hazır değil mi zaten…

Düşüncelerimizle oynuyorlar, mantığımızı yönlendiriyorlar…

Virüs yoktur demiyorum, hep vardı. Virüsün kaynağı kurutulmadan ondan kurtulmak mümkün mü? Küresel sermayenin demir attığı bataklıklar kurutulmadan virüsün biteceğini mi zannnediyorsunuz, çok beklersiniz…

Sizin, ellerinizi suyla sabunla yıkamanız gerekmiyor muydu? Temiz olmanız, kapalı ortamları havalandırmanız, hijyene önem vermeniz, beslenmenize dikkat etmeniz gerekmiyor muydu? Korona virüsü –haşa- ayet olarak mı indi de birden bire yapmanız gerekenleri hatırladınız?

Çok zor zamanlardayız çok… Bilinçsizliğimiz, kolay yönlendirilmemiz, algılar için biçilmiş kaftan oluşumuz, inanın her türlü virüsten daha tehlikeli…

Devasa boyutlarda salgın hastalıkların ortaya çıkışı ve çok hızlı bir biçimde yayılmasında sorumlu kim zannediyorsunuz.  Çöp yığınları üretmede, suya pislik karıştırmada, havayı kirletmede, taş binalar üretmede, ormanları, yeşil alanları katletmede mahir olanlar kimler?

Batı’nın toplumsal hafızasına var bu… Ne gelirse onlardan geliyor, bu dün böyleydi, bu gün de böyle. 1720’de yaşanan son salgına kadar büyük veba salgınları Avrupa’yı birkaç defa ciddi olarak tehdit etmişti. Roma İmparatorluğu’nun çöküşüne neden olan etkenlerden birinin; salgın hastalıkların, vebanın yaptığı tahribat olduğu söylenir.

“Kara Ölüm” olarak bilinen vebanın ilk olarak İsa’dan 320 yıl kadar önce Filistin’de görüldüğü tahmin ediliyor. 542 yılında Mısır’da başlayan salgın ise, ticaret yollarını izleyerek Sus ve Konstantinopolis üzerinden İrlanda’ya kadar yayılmıştı.

  1. yüzyılın Romalı yazarı Procopius, etkisi üç yıl süren salgınla, Konstantinopolis’te günde 5-10 bin kişinin hayatını kaybettiğini yazmıştır.

O dönemde Avrupa’da temizlik diye bir kavram, bir kültür yoktu. Hatta dini mabedlerin etraflarının pis bırakılması bile bir tür kutsallık olarak addediliyordu. Azizlerin neredeyse tamamı ellerini suya dahi sokmuyorlardı. Aziz Jerome, “İsa’nın kanında bir kez yıkanmış olanların bir daha yıkanması gerekmez.” demiş ve hiç yıkanmamıştı.

Görüldüğü gibi bunların sicili dün de bozuktu, bu gün de bozuk. Bön, tüketme hevesli, değer yargısı taşımayan Batı medeniyeti, ürettiği virüsle bugün de tehlike saçıyor.

Batı ektiğini biçiyor ama bizim geldiğimiz nokta ise düşündürücüdür. Toplumda bir korku kültürü oluşmuş, toplum, maske satın alandan kolonya stoklayana varıncaya kadar aslında tamamı işlevsiz olan ekipmanlara şuursuzca sarılmış durumda. Bu bir paranoya hali, başka izahı yok…

Unutmayın;

Koronadan açıklanan ölü sayısı en baba rakamla 4000 civarında. Peki aynı sürede, yani 2020 yılı ilk üç aylık zaman diliminde bulaşıcı diğer hastalıklardan ölen insan sayısı ise 2.477.777. (İki milyon dört yüz yetmiş yedi bin yedi yüz yetmiş yedi.)

Sadece kanserden ölen insan sayısı 1.567.573. Ölüm sebebi olarak sigara gösterilen 954.149. Düşükten ölen çocuk sayısı 8.111.566. Doğum sırasında ölen anne sayısı 58.995. Bakın bugün dünyamızda günde 3.014 kişi veremden ölüyor. Zatürreden 2216, Hepatit B’den ölen insan sayısı 2430. AIDS’den ölüm 2110, sıtmadan ölen 2002 kişi. Şu her gün yediğimiz şekerin sebeb olduğu hastalıktan ölenlerin sayısı koronadan ölenden çok çok daha fazla.

Başta da söyledim, Düşüncelerimizle oynuyorlar, mantığımızı yönlendiriyorlar…

Durup duruken hasta yapacaklar bizi. Bu virüsü psikolojik bir harp taktiği olarak kullanıyorlar. “Yayılıyor” diyorlar. Ya da bilerek yayıyorlar. Tedbir almak ‘evet’ ama bu korku, bu panik neden?

Biraz sağlıklı düşünün, market yağmalamak sorunu çözmez, akışı bozarsanız üç gün sonra yiyecek bir şey bulamazsınız. Devlet’in açıklamalarına dikkat edin, başka laflara kulağınızı kapayın…

Biz düne kadar temiz toplum değil miydik? Batı’nın pazarladığı virüs mü temizleyecek bizi?

Vesselam…

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
HABER İHBAR