SON DAKİKA

Tek Kocaeli Gazetesi | Kocaeli Haber | Kocaeli Son Dakika | Kocaeli Gündem
Doların Ateşi Sönmüyor
Altın Fiyatlarında Rekor
Fehmi Demir
mm

Ülkemizde Hayırseverlik Kültürü ve Kızılay

Ülkemizde Hayırseverlik Kültürü ve Kızılay

Bağış yapma ve hayırseverlik, bir toplumun varlığını sürdürebilmesi için hayati öneme haiz değerlerin başında gelir. Gerek bireysel ve gerekse STK’lar aracılığıyla yapılan bağışlar konusunda milletimiz, tarihinden ve inancından kaynaklı köklü ve sarsılmaz bir kültüre sahiptir.

Hayırseverlik denilince akla ilk olarak muhtaç ve yoksullara yardım anlaşılmaktadır. Öğrenci okutmak, burs vermek, okul, cami ve yurt binası yaptırmak, yoksullara sadaka vermek gibi faaliyetler hayırseverlik olarak nitelendirilmekte ve genellikle bireyler yardımlarını bu alanlarda yapmaktadır. Bu anlayışa biz, geleneksel yardımlaşma da diyebiliriz.

Bunun dışında bir de STK dediğimiz organize yardım ve bağış toplayarak dağıtan kurumlarımız vardır. Büyük çoğunluğu özel olduğu gibi, devlete ait olanlar bu işin lokomotifi konumundadır. Ve bunların en başında da Kızılay gelmektedir.

Böylesi göz bebeği hayır kurumlarımız son dönemde basit siyasi çekişmelerin aracı yapılarak epeyce hırpalanmıştır. Deniz Feneri ile başlayan bu hırpalama eylemi Kızlay ile devam etmiştir. Bireyler bağış yapacakları kurumların güvenilir, tanınır ve şeffaf olmasını öncelerken, siyasetin, bu kurumları hoyratça yıpratması vicdanlarda derin yaralar açmıştır.

Şimdi, Avrupa’da ve ülkemizde STK’lara yapılan bağışlar nasıl bir görünüm arzediyor, bakalım;

2015 verilerine göre, Avrupa’da en fazla bağışı yılda 402 Euro ile İngiliz bağışçılar yapmaktadır. İngilizleri Fransız bağışçılar 400 Euro ve İsviçreli bağışçılar 314 Euro ile takip etmektedir. 10 Avrupa ülkesinde yapılmış bu araştırmaya göre göre en az bağışı yılda 43 Euro ile İtalyan bağışçılar yapmaktadır. Türkiye’de yapılan araştırmaya göre Türk bağışçılar yılda 228 TL bağış yapmaktadır. Ancak bağışçılar, bağışlarını daha çok yakın çevresine ve dilencilere yapmaktadır. Türk bağışçıların STK’lara yılda sadece 16.70 TL bağış yaptığı görülmektedir.

Ülkemizde oran neden bu kadar düşüktür, üzerinde ciddi manada düşünülmesi gerekmektedir. Gelinen noktada elbette tek suçlu siyaset kurumu değildir. “Hırsızın hiç mi suçu yok.” kabilinden, STK’ları yönetenlerin takındıkları tavır, aldıkları dudak uçuklatıcı ücretler, yaptıkları lüzumsuz israf ve harcamalar siyasetin acımasız hesaplarına malzeme vermiş ve hayır kurumlarımız toplum nazarında güvenilirliğini kaybetmiştir.

Son dönemde Kızılay üzerinden yapılan “Şartlı bağış” olayı bu işin tuzu biberi olmuş ve Kızılay malesef bilgisiz, cahil, ukela, kendini bilmez bir takım kişi ve yöneticiler yüzünden gözden düşürülmüştür.

Bir şey yasal ve kanuni olsa bile onun hayır kurumlarında ‘kılı kırk yarmadan’ işlenmesi, en ufak bir süpekülasyona mahal vermeyecek şekilde dağıtılması zaruridir. Bu kurumlarda yapılacak zerre hata, süt üzerine düşen küçük bir leke gibidir. Yönetenlerin bu bilinçle hareket etmeleri ve yaptıklarıyla boyunlarına hangi tür sorumluluğu taktıklarını bilmeleri gerekirdi.

Kızılay’da yapılan iş tamamen yasaldır, doğrudur. Kitabına uygundur, doğrudur. Fakat, hayır kurumlarını sevk ve idare edenler şunu iyi bilmelidir. “Yasal olsa bile, yapılan şey toplum vicdanında nasıl karşılanır?” kaygısı her daim yanı başlarında uyarıcı misali durmalıdır.

Hele Kızılay Başkanı’nın “Vergi kaçırmak değil, vergiden kaçınmak” tarifi, literatüre tarihi bir skandal olarak geçmiştir. Yapılanın yasal boyutunu izah etmesi gerekirken, pişkince sarfettiği bu cümle onun dünya ahiret yakasını bırakmayacaktır.

“Şartlı Bağış” denilen yasa ne zaman ve hangi iktidar zamanında çıkarılmıştır?

Kızılay’da neden böyle bir yönteme başvurulmuştur?

Trilyonları bağış yapan adam neden üç beş kuruşun daha hesabını yapmaktadır?

Bu tarz bir bağışın daha önce benzeri var mıdır? Daha önce kaç defa bu tarz bağışlar yapılmıştır?

Hepsinden önemlisi üç yıl önce olmuş bir olay neden bu gün servis edilmiştir?

Bu servisi yapanlar kim ya da kimlerdir, amaçları nedir?

Elazığ Depremi’ne kusursuz müdahale eden devletin ve kurumlarının itibarı mı zedelenmek istenmiştir?

Cevaplanması gereken onlarca soru vardır. Fakat hiç birinin cevabı Kızılay’da oluşan tahribatı gidermeyecek, aksine daha da derinleştirecektir.168 yıldır aziz milletimizin güven kapısı olan, her mağdurun anında imdadına koşan Kızılay maalesef yaralanmıştır.

Bir kez daha dönüp kendimize bakmalı, Müslüman bir kültürün bireyleri olarak bağış konusunda neden batılı devletlerin gerisinde kaldığımızı etraflıca düşünmemiz gerekir.

Vesselam…

 

 

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
HABER İHBAR