Tek Kocaeli Gazetesi | Kocaeli Haber | Kocaeli Son Dakika | Kocaeli Gündem

Hep Aynı Senaryo

Hep Aynı Senaryo
mm
Fehmi Demir( fehmi@tekkocaeli.com )
65 views
24 Nisan 2021 - 21:30

Her 24 Nisan günü aynı senaryoyu tekrarlıyorlar, demokles’in kılıcı gibi ensemizde sallıyorlar sürekli. Bayatlamış bir yalanı iki de bir önümüze sürüyorlar, kabul etmemizi istiyorlar, aslında teslim olmamızı… Amaçları açık ve net; Türkiye’yi sıkıştırmak, kendi kirli emellerini tatbik etmek için uygun zemin hazırlamak…

Siz bu yalanı kabul ederseniz, arkasından nelerin dayatılacağını tahmin bile edemezsiniz. Bunun altında yatan hinliği kavramak her Türk vatandaşının birincil görevidir. Dahili ve harici bedbahtlar boş durmuyorlar; Türkiye’ye düşman olan kim varsa ilk sarıldığı şey Ermeni tehciridir zira. Ermeni diasporası üzerinden ülkemizi hizaya getirmek seçtikleri en ideal yol onlara göre…

850 sene barış ve huzur içerisinde birlikte yaşamış bir halktan, ‘millet-i sadıka’dan bahsediyoruz. Bir halk, aradığı huzur ve güven ortamını Osmanlı’nın şefkatli sancağı altında bulmuştu.

93 Harbi olarak bildiğimiz Osmanlı Rus savaşında açıkça Rusların kışkırtmalarına kanan Ermeniler, Osmanlı Devleti’ne başkaldırdılar. Abdülhamit zamanında devleti bir çok gaile ile uğraştırdılar. Birinci Cihan Harbi’nde ise yüzlerce yıllık komşuları olan Türklere ve Kürtlere en acımasız mezalimleri uyguladılar.

Konu tarihçiler tarafından derinlemesine incelenmiş, Osmanlı Devleti’nin, isyan çıkaran bu halkı Suriye topraklarına sevkederek sorunu çözme yoluna gitmesi defaatlerce yazılmıştır. Mevzu tarih biliminin konusudur ve bu konuda konuşacak tek mercii tarih bilimidir.

Gel gör ki, değil Ermenilerden, hırıltılı ses çok uzaklardan, ABD’den gelmektedir. O günlerde de bu mezalimlere açık destek veren ABD, bu günde sözde desteğini esirgememektedir. Mesaj ise çok nettir; ABD ülkemiz üzerindeki çirkin emellerini kah Ermeni Tehciri yalanıyla, kah PKK/PYD terör örgütlerine destek vererek gerçekleştirme hedefindedir.

Ermenilerin isyan hadisesi derinlemesine incelendiğinde Osmanlı Devleti’nin başka seçeneği kalmadığı, problemin çözümü için bu yola başvurduğu kesindir. Bunu da bir takım uluslararası anlaşmalar ışığında yapmış, kendi ülke güvenliğini sağlamanın yegane yolunu bu şekilde görmüştür.

Kimi kendini yazar, çizer, siyasetçi olarak gören ama bu topraklarla hiç bir ünsiyet bağı olmayan şahısların çıkıp ‘Türkler Ermenileri katletti’ hezeyanına başvurmaları sahiplerinin sesi olmaktan öte bir anlam ifade etmez. Hatta öyle bir çelişkiye düşerler ki, Osmanlı’yı kabul etmezler ama ‘Türkler katliam yaptı’ diyerek kabul etmedikleri Osmanlı’yı bir de Türk sayarlar. Böyle ahmakça bir paradoks içerisine düştüklerini de bilmezler.

1915 olayları bu güruha ezberletilmiş bir klişedir. Sorgulamadan, araştırmadan kabul ettikleri oryantalist bir bakıştır. İdeolojilerinin kendilerine yüklediği körlük, bir renkli gözlüğe dahi gerek bırakmadan olayın hangi renkte görünmesini sağlayan muhkem bir aygıttır.
Olayın bu şekilde gündeme getirilmesinden Türkiye Ermenileri bile rahatsız olmuştur. En son Türk Ermenileri Patriği Sahak Maşalyan ‘Olayı siyasete alet etmek çözümsüzlüktür, her iki ülke halklarına haksızlıktır, ‘kar’dan çok zarar getirmektedir, Bunun yerine dostluk köprüleri kurulmalıdır.” babında açıklamalar yaparak tehcir meraklılarına çok iyi bir ders vermiştir.

Bu konuda ülkemizin yapması gerekenler vardır;

Bir defa, her 24 Nisan günü “Aman ABD Başkanı ‘soykırım’ diyecek” psikozuna düşmekten kurtulmalıyız. ABD’nin Türkiye üzerindeki hedeflerinin ülkemizi Irak ve Suriye gibi parçalayıp yok etmek olduğunu bilmeyen varsa zaten boşuna yaşamasın. Onların elinden bu kozu alıp tarih biliminin bahçesine göndermeli ve gerçeklerin orada yeşermesini sağlamalıyız. Bunun için gerekli lobiler kuvvetlice yapılmalıdır.

Artık bu bayatlamış iddialar Türkiye düşmanı devletlerin elinden alınmalı, tarihin tozlu raflarına kaldırılmalıdır. İtibar edilecek güçlü tezlerimizi ortaya sürecek harikulade tarihçilerimiz mevcuttur, Türkiye artık kendisine her dayatılanı kabul edecek zayıf bir ülke değildir. Her 24 Nisan’da ‘oh! ABD başkanı soykırım demedi, şükür’ diyecek bir millet değiliz artık. Minderden kaçan güreşçiyi ‘tuş’ olmuş saydıracak gücümüz vardır.

Türkiye özellikle 2009 yılında bu konuda çok ciddi adımlar atmıştır, bu adımların neticeye ulaşması için gereken ne ise yapılmalıdır. Propagandaya propaganda ile karşılık verilmeli, o çok çıkan mesnetsiz sesler tarihin gerçekliğinde boğulmalıdır.

Osmanlı, dönemin şartlarında yapması gereken ne ise onu yapmıştır. Devlete isyan eden her kimse İstanbul’da ağırlanacak, ona çay ikram edilecek ve teşekkür edilecek değildir. Atalarımız yanlış yapmamıştır, bize ‘yanlış yaptınız’ diyenlerin geçmişlerini yüzlerine çarpmak ise boynumuza borç olmuştur…

Devleti ve halkı koruyan, tüm zorluklara ve baskılara rağmen bu idealden vazgeçmeyen atalarımıza rahmet olsun…

Vesselam…

 

PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
KÖŞE YAZARLARI
Morlimon  Mor limon  Morlimontr