Tek Kocaeli Gazetesi | Kocaeli Haber | Kocaeli Son Dakika | Kocaeli Gündem

Kocaeli Büyükşehir Akıllı Şehirleşmenin Neresinde?

Kocaeli Büyükşehir Akıllı Şehirleşmenin Neresinde?
mm
Fehmi Demir( fehmi@tekkocaeli.com )
60 views
03 Ekim 2020 - 16:40

Şehirleşme nüfusunun, büyük sorunları da beraberinde getirdiği muhakkak. Artan nüfus ve göçün ortaya çıkardığı, konut, altyapı, ulaşım, eğitim, sağlık, güvenlik, çevre ve enerji gibi sorunların nasıl çözüme kavuşturulacağı konusunda epey bir kafa yormak gerekiyor.

Günümüzde vatandaşa en yakın yönetim biçimi hiç şüphesiz ki belediyelerdir. Zira bu gün ülkemiz nüfusunun %93’ü belediye sınırları içerisinde yaşıyor. Bu da gösteriyor ki artık köylü kavramı neredeyse kalmamış ve herkes bir şekilde şehirli olmanın bir tarafından tutunmuş bulunuyor.

Bu kadar yoğun nüfusun nasıl idare edileceği, iletişim ve sosyal hizmetlerin eşit ve adil bir şekilde nasıl paylaştırılacağı konusu insanı biraz ürkütüyor. Ama teknolojiyi iyi şekilde kullanan belediyeler, modern tabirle ‘akıllı belediyecilik’ , ‘akıllı şehircilik’ anlayışını öne çıkaran yönetimler, bu sorunun üstesinden çok rahat gelebilecek manevra kabiliyetine sahip olacaklar.

Bunu yaşadığımız şehir Kocaeli özelinden okuyalım isterseniz…

Belki ülkemizin en karmaşık yapısına sahip şehirlerinden birisi de Kocaeli’dir. Bu karmaşıklığı fiziki yerleşim nedeniyle olduğu kadar,  son 30 yılda büyük göç alması ve halen almaya devam eden bir hikayesi olması hasebiyledir. Göçlerin karakteristiği ise birbirine hiç benzemiyor. Sözgelimi Karadeniz’in bir bölgesinden gelen vatandaşlar, kendi kültür ve değerler şemsiyesi altında kendilerine yeni bir yerleşim yeri oluşturmuşlar. Diğer bölgelerden gelenlerin hikayesi de aynı…

Bu yerleşim yerlerinin sosyal, kültürel, siyasal ve psikolojik yapıları tamamen birbirinden bağımsız özellikler taşıyor. Bir şehirde birkaç kültür, hem de dağınık olmayan ve kasaba hüviyeti kazanmış kendine has bölük alanlarda yaşıyorlar.

Her göç sosyolojisinin olduğu gibi, bu yapıların birçok sorunu var elbette. Her bir sorun da kendine özgü çözümler bekliyor. Sözgelimi Alikahya’da ikamet eden bir vatandaşın sorunu ile Yuvam, Yahya Kaptan ya da Derince’nin herhangi bir yerinde oturan vatandaşın sorunu aynı değil.

Birinde barınma, diğerinde ulaşım, bir başkasında sosyalite, bir diğerinde ise yerleşim ön plana çıkıyor. Bu taleplerin hepsini bir merkezden yönetmek, aynı potaya koymak çözümsüzlük üretmekten başka işe yaramaz.

Mesela, “Alikahya’da en büyük sorun nedir?” diye bir anket yapsanız, cevap % 90 nispetinde ‘İZAYDAŞ’ çıkar. Vatandaş nezdinde bu sorun diğer tüm sorunları silindir misali ezip geçen bir kuvvete sahip. Gebze’nin, Köseköy’ün, Eşme’nin, hasılı tüm beldeleri oluşturan vatandaşın talepleri çok başkadır…

Büyükşehir Belediye Başkanımız Dç. Dr. Tahir Büyükakın görevinde ilk yılını geride bıraktı, ikinci yılı nerdeyse yarıladı. Yerel seçimlerin gürültüsünün seçime iki yıl kala başladığı düşünülürse sayın başkanın önünde çok iyi değerlendirebileceği 1,5 yıllık bir zaman dilimi var. Hadi biraz iyimser davranalım ve bunu iki yıla çıkaralım, çok uzun değil, çok kısa ve çabuk erimeye meyyal zamanlar bunlar…

Az zamanda çok iş yapmak zorunda Büyükakın. Zaman hızla tükenirken yapılacak inovatif uygulamalara ayrılan alan da daralıyor.

Büyükakın’ın bunların farkında olmadığını iddia edecek bir yapımız yok. Bir vatandaş olarak sadece gördüğümüzü, bize yansıyan kadarını ya da idrak edebildiğimizi yazıyoruz.

Neticede yaşadığım Alikahya ile ilgili böylesi bir inovatif çalışma ya da şehir anlamında daha başka elle tutulur, gözle görülür bir faaliyet görmedik. Şehrin hemen yanı başında, geçmişi belediye olan bir yerleşim yerinin değişim ve dönüşüm anlamında –fiziksel, sosyal, kültürel- nelere ihtiyacı olduğu ile ilgili ne tür bir çalışma içerisindeler, bilmiyorum.

Dünya, teknolojide baş döndürücü bir değişim yaşıyor. Bu değişimin nimetleri de var külfetleri de. Nimetini teknolojiyi kullananlar yiyor, külfetini çağın gerisinde kalanlar çekiyor. Bu anlamda yerel yönetimlerin tez elden alt yapılarını bu teknolojik imkanlarla donatması bir zorunluluk… Aynı zamanda teknoloji kullanma konusunda yetersiz kalan vatandaşına karşı da manevi bir sorumluluk…

Örneğin, akıllı afet yönetimi, akıllı kampüs, akıllı yönetim, akıllı eğitim, akıllı ulaşım, akıllı iletişim vs gibi pek çok kentsel kademenin şehir insanın hayatına sunulması hem hizmet kalitesini artıracak, hem de belediyeye zaman ve imkan kazandıracak uygulamalar… Bu sistemlerin neresinde belediyemiz?

Her yöreye özgü, o yörenin kültür değerlerini geliştirecek eğitim programları ‘Komek’ vasıtasıyla yapılabilir. Kandıra ve civar tarım alanlarındaki faaliyetler takdire şayandır ama yeterli değildir. Kültürel gelişim için adım atılmazsa yarın öbür gün mahallelerimiz suç oranlarının çok yükseldiği tehlikeli alanlar haline gelecektir. Arazide bunun ibareleri var, elimizi çabuk tutmak zorundayız.

Her yörede Büyükşehirimizin bir kültür faaliyetini görmek istiyoruz. Sokakları kültür kokan bir şehir hayalimiz var. Gündemin peşinde koşan değil, gündem belirleyen bir şehir… Bunun için mekan, imkan, yetişmiş eleman, ne varsa seferber edilmeli. Yılda bir düzenlenen kitap fuarı çok yetersiz.

Bu iletişim çağında hala ‘tuş’lu telefon kullanan insanlarla bir yere varamayız. Yetişmiş eleman derken kastettiğim budur. ‘Eski belediye başkanı’ diye, ‘eski partili’ diye belediyelerde görev vererek insanları onore etme devri çoktan geçti. Teknolojik nesil kapımıza çoktan dayandı bile…

Yol yapılır, kaldırım döşenir ama insanı kaybederseniz şehri, tarihi kaybedersiniz.

Çevre konusundaki çalışmaları ise merakla bekliyorum. Mesela, E5 karayolu, Kandıra sapağından Ordu Evi önüne kadar tüp geçit ile geçilemez mi? İzmitli, tüm Anadolu’dan İstanbul’a direkt geçen araçların egzoz gazını solumak zorunda mı?

Ya da şehrin sülietini bozan şu üst geçitlerle ilgili neler düşünülüyor? Geçmişi tamir imkansız ama taş yığınına çevirdiğimiz şehrin en azından bundan sonrası için planlanan ne?

Büyük Şehir’in kentsel dönüşüm projesi nedir, nereleri kapsıyor? Akıllı bir şehir kurulması düşünülüyor mu? Düşünülüyorsa, adil bir paylaşımla kenar mahalle çocuklarının buralarda iskan edilmesi sağlanacak mı?

Söylediklerimiz belki retorik bir yaklaşımdan öteye geçmiyor gibi algılanabilir. Vatandaş somut veriler görmek ister, güreşte bile peşrev vuran pehlivanlar ilk tokatı enseye öyle yapıştırırlar ki, “ben buyum” derler rakibine. Bizim ilk peşrevimiz nedir geçen zaman içerisinde? Hafızamızda ne kaldı?

Son söz olarak söyleyelim;

Büyükşehir ‘kaybedilmez’ değildir. Son İstanbul seçimlerinde gördük ki, 80 günde 800 Bin insan fikir değiştirebiliyor. Koltuklar kimseye baki değil, bunu anladık biz. İstanbullu 80 günde bize bunu gösterdi. Her gün 10 Bin kişi saf değiştirmiş ama iktidar edenler hala seçimi kazanacağız zannediyorlardı.

Ardında hoş bir seda bırakmak önemli. İnsana dokunmalı netekim. En uzun ömürlü caddenin 15 yıl ömrü var, sonrasında cadde de yapan da unutuluveriyor. Yıkıp yenisini yapıyorlar zira.

Akıllı şehir, akıllı belediyecilik… Bekliyoruz efendim.

Vesselam…

 

 

PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
KÖŞE YAZARLARI