Tek Kocaeli Gazetesi | Kocaeli Haber | Kocaeli Son Dakika | Kocaeli Gündem

‘Yüz Yıl’a Lider, Recep Tayyip Erdoğan

‘Yüz Yıl’a Lider, Recep Tayyip Erdoğan
mm
Fehmi Demir( fehmi@tekkocaeli.com )
197 views
08 Ağustos 2020 - 0:41

‘Yüz yıl’ın lideri kim diye sorsak, hiç şüphesiz cevapların tamamı aynı kişi etrafında birleşecektir. Bu kişi kurucu liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ten başkası değildir. Kendisinden sonra gelecek hiç bir siyasi lider bu mertebeye ulaşamayacaktır.

Son dönemde özellikle Kemalist kesimin Erdoğan’la Atatürk’ü cahilce kıyasladığına şahit oluyoruz. Bunun nedeni, bu kesimin çaresizliği, üretme beceriksizliği ve demode olmuş kafa yapısıdır. Bunlar hemen her konuda Atatürk’e sarılıp onda tutunmayı kendilerine yöntem olarak seçmiştir…

Halbuki bu iki şahsiyet kıyas dahi kabul etmez. Kıyaslama yapmak abesle iştigaldir. Ama malum  kesimin kendi ezikliğini Atatürk ile maskeleme çabası ayrıca bir yazı konusudur.

Biz gelelim asıl konumuza;

Recep Tayyip Erdoğan, her ne kadar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile tanınmış görünse de, O’nun bir lider olarak ortaya çıkışı, dünyanın dikkatini çekişi 29 Ocak 2009 Davos’taki ‘One münite’ çıkışıyla başlar.

O zamana kadar emperyalizmin şımarık çocuğu İsrail’e karşı kimse yan gözle dahi bakamazken, Erdoğan’ın İsrail Cumhurbaşkanı’nın gözünün içine baka baka “Siz çocuk katilisiniz!” demesi kanaatimce yeni dönem dünya tarihinin de miladı olmuştur.

Zira, bu öylesine, alelade bir çıkış değildi. Bir başkaldırı idi. Yüz yıl sonra mazlum coğrafyanın ezilmiş çocuklarının kibirli beyaz efendilere kafa tutma cesaretiydi. Dünyanın dirayetlileri yüz yıl aradan sonra okkalı bir Osmanlı tokatı yemişlerdi. Hem de o zamana kadar BOP eş başkanı olarak gördükleri bir lider tarafından…

Elbette bizim BOP anlayışımızla batılıların BOP anlayışı aynı değildi. Herkes kendi BOP’unu yaşıyordu. Tayyip Erdoğan Davos’ta belki de gizli ajandasını ele vermişti. Sonrasında düzeltmeye çalıştı ama anlayan anlamış, ok yaydan çoktan çıkmıştı.

İşte Erdoğan için sarp yokuşlar o zamanlar başlar…

Erdoğan’ın gerçek yüzünü gören batı cenahı, o günden sonra devrilmesi gerektiğine hükmetmişti. Perez’in sakin duruşu, hatta bıyık altından sırıtması neyi ifade ediyordu sizce? O gün yazdıklarımda şahsım Perez’in tavrını, “Şimdi konuş, sonrasında görürsün gününü” olarak okumuştum.

Sonraki süreçte Türkiye Erdoğan’ın devrilmesi için gezi olayları ilk olmak üzere, 17 Aralık, 15 Temmuz gibi demokrasi dışı ayaklanmalarla yüzleşti.

Zaten Türk siyasi tarihinde Erdoğan kadar darbeye maruz kalan başka bir lider yoktur. Ama O, 27 Nisan ‘e muhtırası’ ile başlayan süreçlerin hepsinden de galip gelmiş ve zoru görünce şapkayı bırakıp kaçan olmamıştır.

2007 yılında bir kesimin sokağa inmesi, Cumhuriyet Mitingleri adı altında verilen mesajların ne olduğunu geçen süreçte çok daha iyi tahlil etme imkanımız oldu. O gün ekonomi düzgün, Türkiye altın yıllarını yaşıyor, sorunlar minimize edilmiş, memlekette sükunet hakimken ne olmuştu da bu kesim birden bire meydanlara inmişti?

Erdoğan kendi döneminde memleketin kangren olmuş bir çok sorununu çözerek tarihe geçti. Bu sorunların başında başörtüsü meselesi geliyordu. Başörtüsü zulmünü zorda olsa gündemin dışına itmeyi başardı. Bu mesele çok baş ağrıtmış, iktidarlar devirmiş, parti kapatmaya gerekçe gösterilmiş, muhtıra bile verilmişti.

Terör sorunu ülke gündeminden düşürüldü. Yapılan etkili operasyonlar, siyasal alanda yapılan çalışmalar, devletin halkı ile barışması malum terör örgütünü izole ederek bitirme noktasına getirdi. Bu gün artık terör yerine bambaşka meseleler konuşuluyor.

Savunma sanayiinde gelişmiş ülkelere kafa tutan bir Türkiye Cumhuriyeti var artık. Savaş meydanlarının başpehlivanlarından biri de Türkiye’dir. Savunma sanayiinde yerlilik oranı %80’lerdedir. Ülkemiz, bir uçak tekerine muhtaçken bu gün gelişmiş ülkelere savunma silahı ihraç eder durumdadır.

Savunma sanayisinin millileştirilmesi yönünde büyük adımlar atılırken, bu kapsamda milli savaş gemisi (Milgem), Atak helikopteri, Temel Eğitim Uçağı (Hürkuş), modern piyade tüfeği, milli tank Altay, insansız hava aracı Anka, uzun ve orta menzilli tanksavar füze sistemleri gibi projeler hayata geçirilmiştir. Terörle mücadelede etkin olarak kullanılan yerli İHA’lar ve SİHA’lar üretilmiştir.

Vesayetçi zihniyetin tasfiyesi Erdoğan’ın en büyük başarılardan biridir. Artık kimse çıkıp, “%80’le de gelseniz size iktidar vermeyiz” diyememektedir. Türkiye’de para militer yapılar etkisini kaybetmiş, karanlık odaklı olaylar son bulmuş, her alana devlet ve hukuk hakim olmuştur.

Kendi döneminde Türkiye’nin IMF’ye olan borcunu kapatmıştır. Türk Lirası’ndan 6 sıfırı atmıştır. Bu gün, küresel krizin etkileri gölgesinde kalsa da zaman içerisinde Türkiye  işsizlikte ve enflasyonda tek haneli rakamları görmüştür. Bu memleket, enflasyonun %150 olduğu zamanları da görmüştür.

Bu önemli icraatlar mevzumuzun anlaşılması için yeterlidir. Neticede biz kabına sığmayan, hayatı başarılarla dolu, ülkesine vizyon yeniletmiş bir insandan bahsediyoruz. Bu kısacık yazımızda onun hangi başarısını ya da başarısızlığını yazabiliriz ki? Girdiği tüm seçimleri kazanmış olması aslında söze lüzum bırakmamaktadır. Bu başarının dünyada başka örneği var mı, bilemiyorum.

Erdoğan’ı sadece “Dünya beşten büyüktür” sözü üzerinden değerlendirseydik aslında daha tutarlı bir yazı kaleme almış olurduk.

Erdoğan öyle bir lider ki, herkes ona benzemeye çalışıyor. Muhalefet onun gibi olma peşinde. Aday koyulurken Erdoğan’a benzesin isteniyor. Ekmelettin İhsanoğlu bunun için tipik bir örnektir. Hatta Muharrem İnce dahi Erdoğan tarzı bir dil kullanarak siyasette kendine yer edinmiştir. Önümüzdeki süreçte Millet İttifakı’nın aday profili de farklı olmayacaktır.

Son söz olarak,

Eğer Recep Tayyip Erdoğan daha birleştirici bir dil kullansa idi bu gün bulunduğu noktadan çok daha yukarılarda bir oyla seçilmiş olurdu. Her ne kadar Cumhurbaşkanı partili olsa da, memleketin yerleşik zihni ‘bir üst dil’ ile inşa olmuş vaziyette. ‘Bunlar’, ‘şunlar’ gibi ayrıştırıcı dil zarar veriyor ve kitleleri aşama aşama kendisinden uzaklaştırıyor.

Her konuda konuşma ihtiyacı hissetmesi de eksilerinden. Örneğin, şimdiki İstanbul Belediye Başkanı’na karşı bir reaksiyon göstermesi, onu muhatap alması kendisine zarar verirken karşıdakinin popülaritesini artırıyor. Muhatap alınmışlığın rahatlığıyla reklamını yapıyor adam. Halbuki onun muhatap seviyesi Ak Parti il Başkanlığı seviyesinde olmalıdır. Buna benzer bir çok olay zikredilebilir. Bu konularda danışmanlar ne iş yapar, sormak lazım…

Yine Erdoğan, kendi vizyonunu anlayacak, hayallerini çözümleyebilecek kadrolardan yoksundur. Belki de en büyük eksikliği budur. Bu durum memleketimizin insan kaynağı sorunu olarak da değerlendirilebilir. Hatta daha da açarsak bir ahlak sorunu olarak karşımıza çıkar.

O’nun yol arkadaşlığı yaptığı bir çok isim zaman içerisinde kendisinden ayrılmıştır. Bunları tek tek tahlil edip sonuçları üzerinde durmak lazımdır. Ayrılmayanların da çok fazla faydalı olduğu söylenemez. Erdoğan tek başına seçim alıyor, belediye kazanıyor, milletvekili çıkarıyor, olayın özeti budur.

Erdoğan yüzyılın lideri değildir ama önümüzdeki yüz yıla bir lider prototipi olarak girecektir. Kimse onun çizdiği vizyonun altında kalamayacaktır. Nasıl ki bu gün lider olmayı deneyenler her hareketlerinde ona benzemeye çalışıyorlarsa, yarınlarda gelenler de ona benzemeye çalışacaklardır.

Bu yönüyle Sayın Erdoğan, ‘gelecek yüz yıla lider’ diyebileceğimiz temeli çoktan atmıştır.

Vesselam…

 

 

PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
KÖŞE YAZARLARI